YARGITAY KARARLARI ÇERÇEVESİNDE ÇEKİN ZORUNLU UNSURLARININ İNCELENMESİ!

Çek, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ancak hukuki yapısı oldukça detaylı olan bir ödeme aracıdır. Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK m. 780-823) poliçe ve bonoyu takiben düzenlenen çek, aslında kambiyo senetlerinin en yaygın kullanılan türlerinden biridir. Bu araştırma kapsamında çek hakkında genel bilgiler vererek çekin mahiyetini anlatmak akabinde çekin zorunlu unsurlarına dair güncel sorunları Yargıtay Kararları ışığında ele alarak çeke dair genel bir perspektif sunulmaya çalışılmıştır.  

İÇİNDEKİLER; 

  1. ÇEKE İLİŞKİN GENEL BİLGİLER 

1.1 ÇEKİN TANIMI

1.2 Çekin Hukuki Yapısı 

1.3 Çekin Ödeme Aracı Olması

1.4 Çekin Devredilmesi 

1.5 Çekin Ekonomik İşlevi

  1. ÇEKİN POLİÇE VE BONODAN BAŞLICA FARKLARI 
  2. ÇEKİN ZORUNLU UNSURLARI

3.1 ‘ÇEK’ KELİMESİ (TTK m.780/1-a)

3.2 KAYITSIZ VE ŞARTSIZ BELİRLİ BİR BEDEL (TTK m.780/1b)

3.3 Muhatap (TTK m.780/1-c)

3.4 Ödeme Yeri (TTK m.780/1-d) 

3.5 Düzenlenme Tarihi ve Yeri (TTK m.780/1-e)

3.6 Düzenleyenin İmzası (TTK m.780/1-f)

3.7 Banka Tarafından Verilen Seri Numarası (TTK m.780/1-g) ve Karekodu (TTK m.780/1-h)

  1. SONUÇ

Daha detaylı bilgi almak için Lütfen İletişime geçin!

Hızlı ve Güvenilir Hizmet!

Sizde Google, Apple ya da diğer Storelarden geliştiric hizmeti veriyorsanız lütfen bizimle iletişime geçin!

Bilişim/Yazılım Hukuku

Bilişim Hukuku alanında detaylı bilgi için lütfen bizimle iletişime geçin!

Daha Falası

1. ÇEKLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER

 1.1 ÇEKİN TANIMI

Çekin tanımı Türk Ticaret Kanunu’nda yapılmamış olmasına karşın öğretide farklı şekillerde yapılmıştır. Bir görüşe göre çek; Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen sıkı şekil şartlarına bağlı olarak düzenlenen para borçlarını ödeme amacına özgülenmiş, yazılı ve soyut bir havaledir. Bir diğer tanıma göre ise çek; özel hükümlere tabi yazılı bir banka havalesi olarak tanımlamıştır. Bu iki tanımın ortak noktası şudur ki çek; sıkı şekil şartlarına bağlı, para ödemek amacıyla kullanılan, yazılı ve kıymetli bir evraktır.  

1.2 Çekin Hukuki Yapısı 

Çek, yapısı itibariyle poliçeye çok benzer. Hukuken nitelikli bir havale olarak tanımlanır. Bu yapı, çekin düzenlenmesinde üçlü bir ilişki kurulmasını gerektirir: 

  1. Keşideci: Çeki düzenleyen kişi (hesap sahibi). 
  1. Muhatap: Çeki ödeyecek olan banka (çek sadece bankaya yazılabilir). 
  1. Lehtar/Hamil: Çeki elinde bulunduran kişi yani alacaklı. 

 Bu üçlü ilişkiye göre, çek düzenleyip lehtara veren keşideci hesabının bulunduğu bankadan çekte yazılı miktarı meşru hamile ödemesini talep etmiş olmaktadır. Bu durumda düzenleyen; muhataba yani bankaya belirli bir bedeli lehtara ödeme yetkisini, lehtara da tahsil yetkisini verir. 

Türk hukukunda mutlaka banka olması gereken ve hizmet ifa eden bir kurum olan muhatabın çeki kabulü söz konusu değildir. Çek üzerine yazılmış kabul kaydı yazılmamış sayılır (TTK m. 784). Yani çek, her ne kadar bankaya hitaben yazılsa da banka açısından zorunlu bir ödeme taahhüdü doğurmaz, sorumluluk keşideci üzerindedir. Bu açıdan hukuki niteliği itibariyle çek poliçe gibi nitelikli bir havaledir.

1.3 Çekin Ödeme Aracı Olması  

Çek diğer kambiyo senetlerinin aksine ilke olarak kredi değil bir ödeme aracı olduğundan çekin bir borcun ifası amacıyla düzenlendiği karine olarak kabul edilmektedir. 

Yargıtay Kararı – HGK., E. 2017/926 K. 2021/177 T. 2.3.2021

…Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır.

…”

Çek, ödeme aracı olduğu için borç ifa etmek dışında bir maksatla keşide edilmesi halinde bu hususun ispat yükü düzenleyenin omzundadır. Nitekim çek, alt ilişkiden soyutlanmış olduğuna göre ödeme gayesi dışında verildiğini veya bedelsizlik iddiasını düzenleyen ancak kesin delille kanıtlayabilir. Yargıtay hamilinin muvafakati halinde şahit dinlenebileceğini kabul etmektedir.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararı – İstanbul BAM, 16. HD., E. 2024/133 K. 2025/1309 T. 23.10.2025

“…Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden borçlu/ davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır.

…”

1.4 Çekin Devredilmesi 

Çek, kanunen emre yazılı senet niteliğindedir. Yani üzerinde “emre yazılıdır” ibaresi olmasa bile, ciro ve zilyetliğin devriyle başkasına devredilebilir (TTK m. 788). Bu yönüyle de çek, ticari dolaşımı olan bir kıymetli evraktır.  

 1.5 Çekin Ekonomik İşlevi 

Hukuki yönlerinin yanında çekin ekonomik faydaları da oldukça büyüktür. Çek: 

  • Nakit para taşımadan ödeme yapmayı sağlar. 
  • Paranın çalınması veya kaybolması riskini azaltır. 
  • Bankada çek karşılığı tutulan para faiz getirir. 
  • Bankalar bu paraları mevduat olarak değerlendirip kredi verebilir, bu da milli ekonomi üzerinde olumlu etki yaratır. 

Dolayısıyla çek, yalnızca iki taraf arasında bir ödeme aracı değil, aynı zamanda ekonomik sistemin de önemli bir parçasıdır.

2. ÇEKİN BONO ve POLİÇEDEN BAŞLICA FARKLARI

  • Ekonomik işlev açısından çek, ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bono kredi aracıdır. 
  • Çekte muhatap mutlaka banka olmak zorundadır. Poliçede muhatap herhangi bir gerçek veya tüzel kişi olabilir. 
  • Çekte poliçede olduğu gibi düzenleyen, lehtar ve muhataptan oluşan üçlü bir ilişki vardır. Ancak bonoda düzenleyen ve lehtardan oluşan ikili bir ilişki söz konusu olup muhatap yoktur. 
  • Poliçenin aksine çekte kabul yoktur. Çek hakkında kabul işleminin yapılamayacağı ve çek üzerine düşülmüş kabul kaydının da yazılmamış sayılacağı kabul edilir.
  • Çek, devir şekli açısından hamiline de yazılabilir. Oysa poliçe ve bono hamiline yazılamaz, lehtarın gösterilmesi bu senetler için geçerlilik şartıdır. 
  • TTK hükmüne göre çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. (TTK m. 795/1) Zaten çekte vade kısmı da yoktur ve çek üzerinde yazılı düzenleme tarihinden itibaren işleyen çok kısa ibraz sürelerine tabidir. Oysa poliçe ve bonoda vade vardır. 
  • Çek; nama, emre ve hamiline yazılı olarak düzenlenebilir. Ancak poliçe ve bono hamiline yazılamaz. Lehtarın gösterilmesi bu senetler bakımından geçerlilik şartıdır. 

3. 3. ÇEKİN ZORUNLU UNSURLARI

Çekte şekil şartları TTK m. 780 ve 781 tarafından hüküm altına alınmıştır. Bu şartlar eksik olduğu takdirde çek, kural olarak kambiyo senedi sayılmaz. 

TTK m. 781 hükmüne göre; 

(1) 780 inci maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı hâller dışında çek sayılmaz.

(2) Çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödenir. 96 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 71 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “ikinci ve üçüncü” ibaresi “ikinci, üçüncü ve dördüncü” şeklinde değiştirilmiştir. 

(3) Düzenlenme yeri gösterilmemiş olan çek, düzenleyenin adı yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. 

(4) (Ek: 15/7/2016-6728/71 md.) Yabancı banka tarafından bastırılan çeklerde, 780 inci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen banka tarafından verilen seri numarası ve/veya (h) bendinde belirtilen karekodun bulunmaması senedin çek olarak geçerliliğini etkilemez.

Bu kapsamda ödeme yeri, düzenlenme yeri, seri numarası ve karekoda ilişkin ikinci, üçüncü ve dördüncü hükümlerinde düzenlenen istisnai haller saklı kalmak kaydıyla TTK m. 780. maddede belirtilen; çek kelimesi, kayıtsız ve şartsız bir bedelin ödenmesine ilişkin havale, muhatap, düzenlenme tarihi, düzenleyenin imzası, sadece Türk bankaları tarafından bastırılan çek yapraklarıyla sınırlı olmak kaydıyla seri numarası ve karekod unsurlarından herhangi birini taşımayan bir senet çek sayılmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre havale olarak kabul edilir. Böyle bir çek sadece delil başlangıcıdır ve bu durumda özel takip usulü hükümleri (İİK, m. 176 vd.) uygulanmamakla birlikte doktrinde kambiyo senedi vasfını kaybetmiş senetlerden doğan alacakların “normal borç‑alacak ilişkisi” kapsamında ele alınacağı, bu nedenle özel kambiyo takip yollarının kapalı olacağı açıkça ifade edilmektedir. Kambiyo senedindeki zorunlu unsurların eksik olması halinde bu  durum icra dairesi, banka ya da mahkeme tarafından re’sen nazara alınmalıdır. 

Bölge Adliye Mahkemesi Kararı – İstanbul BAM, 16. HD., E. 2017/4115 K. 2020/498 T. 27.2.2020: 

“….takibe dayanak yaptıkları kambiyo senedinin zorunlu unsurları taşımadığından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, bu sebeple tanık dinletmelerine bir engel teşkil etmediği şeklinde beyanda bulunduğu, davalı vekili, davaya konu edilen miktarın senet ile ispat edilmesi gereken tutarın üstünde olduğunu ileri sürerek; davacının tanık dinletme talebine ilişkin muvafakattlerinin olmadığını beyan etmiş ise de; davaya konu edilen kambiyo senedinin zorunlu unsurları taşımaması sebebiyle yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu gözetilerek; mahkemece tesis edilen 19/01/2017 tarihli ara karar ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin var olup olmadığı, var ise neye dayalı olduğu hususunda davacı tanıklarının dinlenilmesine karar verildiği…” 

Yine zorunlu unsurları eksik olan bir çekin ibraz süresinde bankaya ibraz edilmemesi, bu çekin delil başlangıcı olmasına engel değildir. Nitekim bu husus Yargıtay kararlarında da vurgulanmaktadır:

Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Kararı – İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/714 K. 2022/435, T. 25.4.2022:

“…Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/2429 esas, 2016/9707 karar sayılı içtihadında; ”Dava, süresinde ibraz edilmemiş çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Süresinde ibraz edilmemiş çek yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Davacı dava dilekçesinde sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak dava açtığını bildirmiş ise de, dava konusu çekte davacı lehdar konumunda olup davalı ise keşidecidir, dolayısıyla davacı ancak temel ilişkiye dayalı olarak alacak talebinde bulunabilir. Hukuki nitelendirme hakime aittir. Davacı, temel ilişkiye dayalı alacağını her türlü delille ispatlayabilir. Mahkemece, davacının yasal sürede bildirmiş olduğu delilleri toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklindeki tespitlere yer verilmiştir.

…”

Tüm bu açıklamalar ışığında ödeme için ibraz aşamasında zorunlu unsurlardan en az birini taşımayan senet, artık çek olarak işlem göremeyecektir.  Şartları varsa (tahvil yolu ile) bazen emre yazılı havale (TK 826), bazen adi havale (BK 555 vd.; TK. 782/2), bazen de sadece bir (yazılı) delil başlangıcı (HMK 202) sayılabilecektir. Muhatap olarak bir bankanın gösterilmediği çek ise, zaten kanunen açıkça havale hükmünde sayılmıştır (TK 782/2).

Bir senedin çek olarak nitelendirilebilmesi için TTK m. 780 uyarınca asgari olarak şu unsurları içermesi gerekmektedir: 

  1. Senet metninde “çek” kelimesini ve eğer senet Türkçe’den başka bir dille yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, 
  2. Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi,  
  3. Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanını,  
  4. Ödeme yerini,  
  5. Düzenlenme tarihini ve yerini,  
  6. Düzenleyenin imzasını,  
  7. Banka tarafından verilen seri numarasını,  
  8. Karekodu. 

3.1 ‘ÇEK’ KELİMESİ (TTK m.780/1-a) 

Bir senedin kambiyo senedi sayılabilmesinin ilk şartı çek kelimesini ihtiva etmesidir. Ayrıca bu kelimenin tıpkı bono ve poliçede olduğu gibi senet metninde yer alması gerekir. Senet metni irade beyanının muntazam bir cümle olarak ifade edilmesidir. Bu bakımdan çek kelimesinin, ödeme emrinin verildiği cümlede yer alması gerekir. Çek kelimesi, senedin üstüne başlık olarak konamaz. Türkçe olarak yazılması halinde “çek” kelimesi yerine aynı anlama gelen başka bir ibare kullanılması söz konusu değildir. Bu açıdan “çek” yerine “banka havalesi” ifadesinin kullanıldığı senet, çek olarak nitelenemez. Çek Türkçeden başka bir dilde kaleme alınmışsa o dildeki, birden fazla yabancı dil kullanılmışsa havaleyi belirten ‘ödeyiniz’ ibaresinin yazıldığı dildeki ‘çek’ karşılığı kelimenin kullanılmış olması zorunludur. 

Öğretide çek kelimesi dışında çekin diğer tüm geçerlilik unsurlarını içeren bir belgenin de emre yazılı havale sayılıp sayılamayacağı tartışma konusudur. TTK m. 826 uyarınca “Senet metninde poliçe olarak gösterilmemekle beraber, açıkça emre yazılı olarak düzenlenen ve diğer hususlarda da poliçede aranılan unsurları içeren havaleler poliçe hükmündedir.” denilmekte ve öğretide bazı yazarlar tarafından bu düzenlemenin çek açısından da uygulama alanı bulacağı ileri sürülmüştür. Buna göre, çek kelimesi dışında diğer zorunlu unsurları ihtiva eden, açıkça emre yazılı ve ibrazında ödenmesi öngörülmüş olması şartıyla düzenlenen senet “emre yazılı havale” niteliğindedir. Diğer görüşe göre ise TTK m. 818, çekte de uygulanacak poliçe hükümlerine atıf yaparken emre yazılı havale hakkındaki m. 826-829’dan söz etmemiştir. Bu durumda anılan senet “adi havale” hükmündedir.

3.2 KAYITSIZ VE ŞARTSIZ BELİRLİ BİR BEDEL (TTK m.780/1b) 

Çek, belirli bir bedelin kayıtsız şartsız ödenmesi için havaleyi içermelidir. Buna göre çekteki ödeme vaadinin kayıtsız şartsız olması zorunludur. Çekin ödenmesinin herhangi bir şarta bağlanması örneğin, bir karşı edimin ifası şartına tabi tutulması senedin geçersizliği sonucunu doğurur. Esasında çekin kayıtsız şartsız olması, kambiyo senetlerine mahsus mücerretlik (soyutluk) ilkesinin doğal bir sonucudur. Mücerretlik ilkesine göre çek, borcun sebebini teşkil eden temel ilişkiden soyutlanmıştır. Bununla birlikte çeke faiz konulması ya da çeke cezai şart yazılması durumu yine kambiyo senedinin vasfına aykırılık teşkil edeceği için yazılmamış sayılır.  

Yargıtay Kararı – 3. HD., E. 2022/7993 K. 2023/373 T. 1.3.202

“…Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacı tarafça her ne kadar takibe konu çekin mal alma karşılığında verilmesine karşın davalı tarafça mal teslimi yapılmadığı, bu nedenle çekin hükümsüz kaldığı iddia edilmiş ise de; kambiyo senedi niteliğindeki çekin bir ödeme aracı olduğu, kural olarak sebepten mücerret olduğu, keşidecinin herhangi bir sebeple bono veya çek keşide edip vermiş olabileceği, bir borcun kambiyo senedine bağlandıktan sonra asıl ilişkiden bağımsız hale geldiği, bu sebeple kambiyo senetlerinin kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren belgeler olduğunun kabul edildiği, bu aşamadan sonra keşidecinin kambiyo senedinin ihdas sebebini ve bu sebebe göre borçlu olmadığını yazılı yahut kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, tüm bu nedenlerle davacı tarafça çekin ihdas sebebini ve çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir…” 

Yargıtay içtihatlarında çekin yalnızca hangi amaçla düzenlendiğinin kayıt altına alınmasının çeki geçersiz kılmayacağı yönünde içtihatları bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, temel borç ilişkisi ile çekin ödenmesi arasında somut ilişki kurulup kurulmadığıdır. Aksi takdirde borcun sebebini belirten kayıtlar çeki geçersiz kılmaktadırkılmaz. Nitekim atıfta bulunduğum 12. HD., E. 2015/4780 K. 2015/15436 T. 04.06.2015 kararında da belirtildiği gibi borcun sebebini,  senedin düzenlenme amacını gösteren veya temel borç ilişkilerinin açıklanmasından ibaret olan sözcükler, senedin kambiyo vasfını etkilemez. 

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2015/4780 K. 2015/15436 T. 04.06.2015 

 “…Somut olayda, icra takibine dayanak yapılan bononun arka yüzünde; “03.06.2013 Tarihinde F2. İnş. Ltd. Şti’nin F1 Türk Katılım Bankası hesabına gelen sipariş avansının iadesi için düzenlenmiştir” sözcüklerine yer verilmiş ve bu hali ile takip alacaklısı elinde bulunmaktadır. 

Sözü edilen bu açıklama senedin tahsilini şarta bağlamadığı gibi, bu belgenin teminat için verildiğine dair bir irade beyanını da yansıtmamaktadır. Dolayısıyla somut olayda, senedin tahsil edilip edilmeyeceğinin yargılamayı gerektirmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Borcun sebebini ve senedin düzenlenme amacını gösteren ve temel borç ilişkilerinin açıklanmasından ibaret olan bu sözcükler, senedin bono niteliğini etkilemez. Bu durumda, senette asıl borç ilişkisine ait açıklamalara yer verilmiş olması, TTK’nun 776. maddesi uyarınca, bono niteliğini etkilemeyeceğinden takip dayanağı bono yasal unsurları içeren kambiyo senedi vasfındadır.

…” 

Çek, yalnızca belirli bir meblağın ödenmesi amacıyla düzenlenebilir. Meblağ her zaman için nakit paradır. Nakit, taksitlere bölünerek yazılamaz.  Dolayısıyla çekin konusunu para dışında hiçbir misli eşya, kıymetli evrak ya da bir para birimi olmayan altın dahi oluşturamaz. Bu meblağ, Türk parası olabileceği gibi açıkça belirtilmek kaydıyla yabancı para birimi ya da yabancı para karşılığı Türk lirası da çek üzerinde yer alabilir. Fakat söz konusu tutar alternatifli olarak yazılamaz. Örneğin “1000.-ABD Doları veya 8.000.-TL” şeklindeki bir kayıt varsa bu senet çek olarak kabul edilemez.  

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 1999/11073 K. 1999/14219 T. 15.11.1999 

“…TTK.nun 688/2. madde hükmü gereği bir senedin bono sayılabilmesi için kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme kaydını ihtiva etmesi gerekir. Merci kararında da yer verilen 28.7.1941 tarih ve 32/28 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı gibi altın para herhangi bir mal hükmünde olup, muayyen bir bedel olarak kabulü mümkün değildir. Merciin altın para dışında tesbit edilen altın miktarının geçerli sayılacağı düşüncesi de yasaya uygun değildir. Takip konusu senet bedeli “100 gr. Altın” olarak tesbit edilmekle açıklanan kuralın dışında tutulamaz. Altının 22, 18, 14, 24 gibi ayarlar taşınması ve yazılı bedelin hangi ayarda tahsili gerektiği dahi muhakemeye muhtaçtır. Senet bedelinin altın para veya belli gramda altın olarak düzenlenmesi halinde dahi 688/2 madde koşullarını taşımayacağı cihetle bono vasfı bulunmadığından İİK.nun 170/a madde hükmü gereğince takibin iptaline karar vermek gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde istemin reddi isabetsizdir. 

…”

Çekte ödenmesi vaat edilen bedelin mutlaka senedin üzerinde yer alması ve belirli olması gerekmektedir. Çekteki belirlilikten maksat çeki eline alan herkes açısından aynı şeyi ifade etmesi demektir. Belirlenebilir olması yeterli değildir. Örneğin; “(X) tarihli faturanın bedelini ödeyiniz.” ibaresi kabul edilemez. Çünkü anılan faturayı bilmeyenler meblağı çekten anlayamazlar. Bu da belirlilik ilkesine aykırı bir durum teşkil eder ve bu şekilde düzenlenen çeklerin şeklen geçersizliğine sebep olmaktadır.

Bedel, kesin bir rakam olmalı, hesapla bulunabilecek bir şekilde yazılamaz, alternatifi olamaz. Örneğin; 100 dolar veya 5.000 Türk lirası. Diğer taraftan 250 dolar veya tutarı Türk lirası dendiği takdirde bu seçim hakkını kanun esasen borçluya tanımış olduğundan kayıt geçerli kabul olunur. 

TTK M. 616’ya göre çekte bedel hem yazı hem de rakam ile gösterilmiş ve bu ikisi arasında fark var ise yazı ile gösterilen bedelin geçerli sayılacağına hükmetmiştir. Buna göre yazı ile yazılan bedel rakamla yazılan değerden üstün tutulmuştur. 

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2009/22878 K. 2010/4624 T. 2.3.2010 

“…İİK’nun 169/a-6.maddesine göre “Borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde, kötüniyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere… tazminata mahkum edilir. ”Somut olayda borçlu tarafça, takip dayanağı çekin metninde yazıyla “İkiyüz elli YTL” yazılı olmasına rağmen 250.000,00 YTL alacak için takip yapılmasının yasaya ve hukuka aykırı olduğu, TTK’nun 588.maddesinin “Poliçe bedeli hem yazı ve hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile gösterilen bedele itibar olunur” şeklindeki açık düzenlemesi gereğince, bu çekten dolayı borçlu olunan tutarın 250.000,00 YTL değil, 250,00 YTL olduğu ileri sürülmüş ve bu nedenle takibin 250,00 YTL dışındaki kısmı için iptali talep edilmiştir. Görüldüğü üzere dilekçede, borcun kaynağı ve hangi nedenle 250,00 YTL borçlu olunduğu konusunda hiçbir beyan yada iddiaya yer verilmemiş, sadece takibe konu çek üzerindeki şekli olgudan (farklılıktan), daha açık anlatımla, çekin rakamla yazılan bedeli ile yazıyla yazılan bedeli arasındaki farklılıktan söz edilerek ve TTK’nun 588.maddesine dayanılarak takibin 250,00 YTL üzerindeki kısmının iptali istenmiş, yerel mahkemece de talep doğrultusunda itirazın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda itirazın esasa ilişkin nedenlerle kabulünden söz edilemez. Diğer taraftan, borçludan 250.000,00 YTL alacağı olduğuna inanan alacaklının, çek bedelinin rakamla 250.000,00 YTL olduğunu görerek, çeki bu miktar üzerinden takibe koymasında kötüniyeti veya ağır kusuru bulunduğunu kabul etmek de mümkün değildir.

…”

Her ne kadar rakam ile yazılı bedel hanesi arasında bir farklılık olduğu takdirde yazı ile yazılan bedele itibar edilmesi gerektiği emredici hüküm olmasına karşın Yargıtay bir kararında yazı ile yazılan bedelden bononun düzenlendiğini kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, tarafların sosyal ve ekonomik durumunun da bunu teyit ettiğini dolayısıyla sırf yazı ile yazılan kısmı esas almanın aşırı şekilci olacağını bunun da hak kaybına sebep olacağını ifade etmiştir ve dolayısıyla da davacı tarafın bononun yazılı bedel üzerinden düzenlendiği iddiasını kabul etmemiştir. 

Yargıtay Kararı – HGK., E. 2022/622 K. 2023/354 T. 26.4.2023 

“…Somut olaya dair bono incelendiğinde; rakam kısmında “212.000” yazılı iken, yazı ile bedel hanesinde ”İKİYÜZONİKİ(İŞARET)TL” şeklinde yazılmış, yazı ile yazılan kısmın yanında herhangi bir rakam yahut harfe benzemeyen ifade bulunmaktadır. Davacı borçluların ekonomik durumu, daha önce yapılan takip ve İcra Ceza Mahkemesi kararından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında yüksek miktar içeren ticari ilişkinin mevcut olduğundan paranın alım gücü beraber düşünüldüğünde 212,00 TL için bono düzenlenmesi hayatın olağan akışına aykırı olacaktır. 

…”

Hükmün devamında ise her iki bedel de yazı veya rakamla gösterilmişse ve bu ikisi arasında fark var ise bu durumda en az olan bedelin (TTK m. 676/2) geçerli olacağı belirtilmiştir. TTK m. 676 hükmünden hareketle çekteki bedelin birden fazla kez veya ayrıca yazı ile gösterilmesinin zorunlu bulunmadığı, sadece rakamdan oluşan tek bir bedelin gösterilmesinin de yeterli olduğu sonucuna varılması kaçınılmazdır. Kaldı ki çekte gösterilen bedelin hem yazıyla hem de rakamla gösterilmesi gerektiğine dair bir düzenleme de yoktur. Dolayısıyla sadece rakamla ya da yazıyla yazılabileceği gibi her ikisi birlikte de olabilir. Hem rakamla hem de yazıyla bedelin gösterilmesi ve yazıyla yazılan kısmın anlamsız olması durumunda çekin geçersiz mi sayılacağı yoksa rakamla belirtilen bedelin mi esas alacağı da konusunda da Yargıtay’ın şöyle bir kararı vardır: 

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2015/33050 K. 2016/8334 T. 22.3.2016 

“…Somut olayda takip dayanağı bonoda bedelin rakamla “20.000 TL.” yazıldığı ve ana metin kısmında yazıyla “yirmin” ibaresinin yazıldığı görülmüştür. Bonoda yazılı olan “yirmin” ibaresi herhangi bir anlam taşımadığından yazılmamış sayılmalıdır. Bu durumda yazıyla gösterilmiş geçerli bir bedel bulunmadığından ve bonoda hem yazı hem de rakamla gösterilmiş iki bedel mevcut olmadığından, TTK. 676.maddesinin uygulama yeri yoktur. 

Bu durumda icra takibinin dayanağı bonoda, rakamla bedel “20.000 TL.” olarak gösterildiğine göre bono, bu miktar yönünden kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermektedir ve kambiyo senedi vasfındadır. 

…”

Yargıtay başka bir kararında da ise şöyle bir hüküm vermiştir: 

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2011/15411 K. 2012/1808 T. 26.1.2012 

“…TTK. nun 690. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 588/1. maddesi gereğince bono bedeli hem yazı ve hemde rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile belirlenen bedele itibar olunur. Ancak bu kural rakam ile değer bildiren bölümde tahrifat yapılmaması halinde uygulanır. 

Somut olayda, her ne kadar dayanak bononun rakamla değer belirten bölümünde tahrifat yapıldığı ileri sürülmemiş ve bononun yazı ile değer belirten bölümü ile rakamla değer belirtilen bölümü arasında fark bulunmakta ise de yazı ile değer belirten bölüm de yer alan “onaltı beş yüz TL” ibaresi anlamsız olup bu miktarda bir bono tanzimi hayatın olağan akışına aykırı olacağından rakamla değer belirten bölüme itibar edilmelidir. 

…”

Bu kararlara göre Yargıtay kambiyo senedinin bedelinin hem yazı hem de rakam ile gösterilmesi ve bu bedeller arasında fark olması durumunda yazı ile gösterilen bedele üstünlük tanımaktadır. Ancak yazı ile gösterilen bedelin belirsiz veya anlamsız olması durumunda çeki geçersiz saymayıp rakam ile gösterilen bedeli esas almıştır. Zira yazı ile gösterilen bedele öncelik gösterilmesi ve bu bedeldeki belirsizlik nedeniyle de kambiyo senedinin geçersizliği sonucuna ulaşmak, aşırı şekilcilik olur. Bedelin rakamla da gösterilebilmesinin mümkün olması ve olayda rakamla gösterilen bedelin belirli olması onun geçerli kabul edilmesini gerektirir.  Nitekim Yargıtay da bu şekilde kararlar vererek kambiyo senedini ayakta tutmaya çalışmıştır.  

TTK m. 676 hükmünün uygulanabilmesi için bedelde tahrifat yapılmamış olmasına dikkat edilmiş olması gerekmektedir. Rakam veya yazıda tahrifat yapılması halinde TTK m. 748 hükmü uygulama alanı bulur.

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2005/15886 K. 2005/19422 T. 10.10.2005 

“…TTK.nun 690. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 588/l. maddesi gereğince bono bedeli hem yazı ve hemde rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile belirlenen bedele itibar olunur. Ancak bu kural rakam ile değer bildiren bölümde tahrifat yapılmaması halinde uygulanır. Somut olayda dayanak bononun rakamla değer belirten bölümünde tahrifat yapıldığı bilirkişi raporuyla saptandığına göre, bononun yazı ile değer belirten bölümüne itibar edilmesi mümkün değildir. Ancak, bu durumda senedin tahrifattan önceki miktar için geçerli sayılması gereklidir.   

…”

Senette belirli bir bedelin hiç yer almaması veya miktarı veya cinsi bakımından bir belirliliğinin bulunmaması ya da konu olarak paradan başkaca bir şeyin gösterilmesi senedin çek olarak geçerliliğine engel olacaktır. Böyle bir senet içeriğine göre yazılı delil veya delil başlangıcı (HMK 202/2) olarak kabul görülebileceği gibi emre yazılı senet olarak da nitelendirilebilir. 

3.3 Muhatap (TTK m.780/1-c) 

Çekin zorunlu şekil şartlarından bir diğeri de muhatabın, ödeyecek kimsenin ticaret unvanını belirtilmesidir. Muhatap, Türkiye’de ödenecek çeklerde ancak bir banka olabilir (TTK m. 782). Türkiye diye belirtilmesinin nedeni, çekin ödenmesinin, ödeme yeri kanunlarına göre yapılması ve bazı ülkelerde bir gerçek kişi üzerine de çek keşide edilebildiği için o ülkeler bakımından bu, muhatabın adı ve soyadı olarak anlaşılmalıdır. 

Çek üzerinde muhatabın ticaret unvanı gösterilmemişse, çekin geçersiz olmasının yanında havale ilişkisinden de bahsetmek mümkün olmayacaktır. Çünkü havale ödeyicisi belli değildir ve bu nedenle senet, delil başlangıcı olarak değerlendirilecektir. Ancak gerçek kişiler, hayali kişiler veya banka olmayan tüzel kişiler üzerine çekilen çekler havale niteliğindedir Buna karşın her ne kadar öğretide senedin hukuki niteliği tartışmalı olsa da TTK m. 818/1-a hükmüne göre düzenleyen bizzat kendisini muhatap olarak gösterip kendi üzerine çek çekebilir.

Banka kavramından ne anlaşılması gerektiğine TTK m 815’te yer verilmiştir. Buna göre; “banka”dan amaç, Bankacılık Kanununa tabi olan kuruluşlardır. Ancak, ödeme yeri Türkiye dışında olan çekler hakkında “banka” teriminden hangi kuruluşların anlaşılacağı ödeme yeri hukukuna göre belirlenir. Bu maddenin atıf yaptığı Bankacılık Kanununa göre banka kavramının “mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını” kapsadığını belirttikten sonra, bankaların her üç türünü de ayrı ayrı tanımlamıştır (BankK 3). Bu düzenleme uyarınca gerek mevduat kabul eden mevduat bankaları ile özel cari veya katılma hesapları yoluyla fon toplayan katılım bankaları (eski adıyla “özel finans kurumları”), gerek yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye’deki şubeleri çekte muhatap olabilme imkânına (pasif çek ehliyetine) sahiptir. Buna karşılık tartışmalı olmakla birlikte Kendigelen’e göre mevduat veya katılma fonu kabul etme yetkisi bulunmayan kalkınma ve yatırım bankaları ise çekte muhatap olamayacaklardır.

3.4 Ödeme Yeri (TTK m.780/1-d) 

Çekte ödeme yerinin gösterilmesi zorunlu değildir. Çekte açıklık yoksa muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödenir. (TK m. 781, f. 2) Sonuç olarak bir çekte ödeme yeri bulunmasa bile senet yine çek olarak geçerlidir ve muhatabın merkezinde ödenmek üzere düzenlenmiş sayılır. 

Ödeme yerinin adres olarak da belirtilmesi şart değildir. İl ya da ilçe gibi bir mülki idari birim olarak gösterilmesi yeterlidir. 

Uygulamada çeklerde ödeme yeri gösterilmemekte fakat ÇEK gereği muhatabın unvanı yanında şube adı yer aldığı için şubenin olduğu yer ödeme yerini karşılamaktadır. Gerçekten Türk hukuku açısından ancak anonim ortaklık şeklinde faaliyet gösterebilecek bankaların [Bank 7/1-(a)] her hâlde ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş bir merkezi [TK 339/2-(a), 354/1-(b)] bulunacağından, başkaca bir açıklık taşımasa dahi bir muhatap gösterilmiş olmak kaydıyla bu hüküm kapsamında çekte ödeme yerinin tespiti her zaman için mümkün olabilecektir. 

Çek muhatabın yerleşim yerinde veya başka bir yerde, banka olan üçüncü bir kişi nezdinde ödenmek üzere düzenlenebilir (TTK m. 787). 

Poliçede olduğu gibi çeklerde de ödeme yerinin yanlış ya da yetersiz belirtilmesi uygulamada sorunlara yol açabilmektedir. Bu tür sorunların önüne geçebilmek amacıyla, uygulamada “adresli” ya da “yerleşim yerli” çek düzenlenmesi ihtiyacı doğmuştur. 

Şöyle ki; çekin keşidecisi, hesabının bulunduğu bankanın ödeme yapılacak şehirde şubesi bulunmaması durumunda, başka bir bankayı ödeme adresi olarak gösterebilir. Bu duruma adresli çek denir. Örneğin, keşidecinin çek hesabı Garanti BBVA’dadır, ancak çek İstanbul’da ödenecektir. Garanti BBVA’nın İstanbul’da şubesi olmadığını varsayarsak, çek üzerine “ödeme yeri: İstanbul, Halkbank Şubesi” ibaresi eklenebilir. Bu durumda Halkbank, Garanti BBVA adına çeki öder. Bu iki banka arasında vekalet ilişkisi doğar. 

Yerleşim yerli çekte ise ödeme yeri olarak muhatap bankanın yerleşim yerinden başka bir yerleşim yeri gösterilir. Bu yerleşim yeri de bir banka olur. Mesela, çekte muhatap Türkiye Ekonomi Bankası (TEB)’dır. Ancak çekte “ödeme yeri: Ziraat Bankası” yazılırsa bu çek bütün Ziraat Bankası şubelerinde ödenir. Yerleşim yerli çekte de ilgili bankalar arasında vekalet ilişkisi vardır. 

Adresli ve yerleşim yerli çeklerin özellikle uluslararası ticarette önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Zira, muhatap bankanın her bölgede veya ülkede şubesi bulunmaması nedeniyle, ödeme işlemlerinde esneklik ve pratiklik sağlamak adına bu tür düzenlemelere gidilmektedir. 

Düzenleyen çek hesabına sahip bulunduğu muhatap bankanın ödeme yerinde şubesi bulunmayabilir. Bu halde sorun başka bir bankanın ödeme adresi (adresli çek) veya yerleşim yeri olarak gösterilmesiyle çözülür. Bu sebeple TTK “çek muhatabın yerleşim yerinde veya başka bir yerde üçüncü bir kişi nezdinde ödenmek üzere düzenlenebilir. Ancak, bu üçüncü kişinin bir banka olması şarttır” (TTK m. 787) hükmünü öngörmüştür. Adres ve yerleşme yeri kaydı sadece düzenleyen tarafından konulabilir. Adresli çek, çekte ödeme yeri olarak gösterilen yerde muhatap bankadan başka bir bankanın ödeme adresi olarak gösterildiği çektir. Mesela, düzenleyenin çek hesabı Finansbank, ödeme yeri ise Elazığ’dır. Finansbank’ın Elazığ’da şubesi olmadığını varsayalım. Ziraat Bankası’nın Elazığ’da şubesi bulunmaktadır. Bu durumda çeke “ödeme yeri: Elazığ, Ziraat Bankası Şubesi” yazılırsa çek (ödeme) adresli olur. Örnekteki Finansbank ile Ziraat Bankası arasında bir anlaşma yapılır ve Ziraat Bankası çeki Finansbank adına öder ve karşılık bulunmaması halinde işlemleri yapar. İki banka arasındaki ilişki vekalettir. Yerleşim yerli çekte ise ödeme yeri olarak muhatap bankanın yerleşim yerinden başka bir yerleşim yeri gösterilir. Bu yerleşim yeri de bir banka olur. Mesela, çekte muhatap Türkiye Ekonomi Bankası (TEB)’dır. Ancak çekte “ödeme yeri: Ziraat Bankası” yazılırsa bu çek bütün Ziraat Bankası şubelerinde ödenir. Yerleşim yerli çekte de ilgili bankalar arasında vekalet ilişkisi vardır. Adresli ve yerleşim yerli çekler uluslararası ticarette, muhatap bankanın her ülkede şubesi bulunmayabileceği için kolaylık sağlamak amacıyla oluşturulmuştur.

3.5 Düzenlenme Tarihi ve Yeri (TTK m.780/1-e) 

Özellikle ibraz sürelerinin belirlenebilmesi için çekte düzenlenme tarihi ile düzenlenme yerinin de gösterilmiş olması zorunludur. (TTK780/1-e)  

a.Düzenlenme Tarihi  

Düzenlenme tarihinin açık, belirli ve mümkün olması ve gün, ay ve yıl şeklinde tam olarak gösterilmesi gerekir. Tarihin tam belirlenmeye elverişsiz olduğu veya günün imkansız bir tarihe ilişkin bulunduğu hallerde, senedin “çek” niteliğine sahip olmadığı kabul edilmelidir.

Senedin üzerinde yer almış olmak kaydı ile düzenlenme tarihi rakam ya da yazı ile gösterilebileceği gibi, yılın kısaltılarak (örneğin 15.02.19 şeklinde) ya da açıkça belli olmak kaydı ile gün ve ay yerlerinin ters olarak (örneğin 04.19.2014 şeklinde) yazılması da mümkündür. Önemli olan tarihin belirli olması, bu konuda herhangi bir şüpheye yer bırakmamasıdır. Çekte gösterilen düzenlenme tarihinin belirli ve mümkün olması şarttır ancak takvimde yer almayan bir tarihin düzenlenme tarihi olarak belirtilmesi durumunda (örneğin 30 Şubat ya da 31 Nisan)  Yargıtay bu çekleri geçersiz saymamaktadır. Bu durumun maddi yanılgıdan kaynaklandığı ve bundan ötürü çeki geçersiz saymanın aşırı şekilci olacağı kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu tarz durumlarda ayın son günü düzenlenme tarihi olarak kabul edilmektedir. 

Yargıtay Kararı – CGK., E. 2004/200 K. 2004/218 T. 21.12.2004

“Kambiyo senedi ve ödeme aracı olan “çek”in unsurları Türk Ticaret Yasasının 692. madde-sinde sayılmış, “keşide gün ve yeri” de çekin asli unsurları arasında gösterilmiştir. Aynı Yasanın 693. maddesinde ise, unsurlardan birinin eksikliği halinde senedin “çek” olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Öte yandan keşide tarihi, gerek çeklerin ibrazı için TTY’nın 708. maddesinde öngörülen sürelere başlangıç oluşturması, gerekse keşidecinin hukuki ehliyetinin tayin ve tespiti bakımlarından önemlidir. Bu nedenle, keşide tarihinin belirli ve mümkün bir tarih olması, gün, ay ve yıl şeklinde tam olarak gösterilmesi gerekir. Tarihin tam belirlenmeye elverişsiz olduğu veya gü-nün imkansız bir tarihe ilişkin bulunduğu hallerde, senedin “çek” niteliğine sahip olmadığı kabul edilmelidir. 

Resmi Takvimimizde ise bir yılda 12 ay bulunmaktadır. Bunlardan Ocak, Mart, Mayıs, Temmuz, Ağustos, Ekim ve Aralık aylarında (31), Nisan, Haziran, Eylül ve Kasım aylarında (30), Şubat ayında ise her dört yılda bir (29), diğer yıllarda (28) gün mevcuttur. Dolayısıyla takvimimizdeki bazı aylarda bulunabilen 31. gün imkansız bir tarihe ilişkin sayılamaz. Kaldı ki, aylık vadelerle ödenecek bazı borçlar için seri biçimde birden çok bono veya çek düzenlemek ve ödeme tarihini de ayın son gününe denk getirmek isteyenlerin, alışkanlığın etkisiyle, tüm aylar bakımından ödeme gününü dalgınlıkla (31) olarak yazmaları ticari hayatta sıklıkla görülebilen bir yanılgıdır. Bu durumun belgenin çek olma özelliğini ortadan kaldıracağını kabul etmek aşırı şekilcilik olup, bir hakkın yitirilmesine neden olacaktır. Öte yandan, keşidecinin yazdığı veya imzalamak suretiyle geçerlilik kazandırdığı böyle bir çeki geçersiz kabul etmek, bizzat kendi yanıl-gısından keşideciyi yararlandırmak anlamına gelecektir. O halde, keşide tarihindeki 31. günün, böyle bir günü içermeyen aylar yönünden, o ayın son gününe işaret etmiş ve karşılık gelmiş sayılacağını kabul etmek gerekir.  

Nitekim benzer hukuki sorunlara ilişkin çeşitli kararlarda bu çözüm tarzı uygun bulunmuş, bu cümleden olmak üzere, Ceza Genel Kurulunun 13.02.1996 gün ve 10-13 sayılı kararında; “çekte yazılı 31.09.1992 tarihinin 30 Eylül olarak kabulü gerektiği”, Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2000 gün ve 1011-1076 sayılı kararında; “tanzim tarihinin 30 Şubat 1997 yazılmasının belgenin bono olma özelliğini ortadan kaldır-mayacağı, bunun yanılgıdan kaynaklandığı, tanzim tarihinin Şubat ayının son günü olarak kabul edilmesi lazım geldiği“,  

12.Hukuk Dairesinin 5.11.2001 gün ve 16461-17872 sayılı kararında; “çekteki keşide tarihinin 31.02.2001 olarak yazılmasının çekin niteliğini etkilemediği, çekin Şubat ayının son gününde keşide edilmiş sayılması gerektiği” vurgulanmak suretiyle, yukarıda açıklanan ilkeler teyit edilmiştir. İncelenen olayda, gerek sanık gerekse müdahilin keşide ve ibraz tarihlerine itiraz etmedikleri ve çekin süresi içinde 28.02.2002 günü ibraz edildiği de dikkate alındığında, yanılgı sonucu keşide tarihi 31.02.2002 olarak gösterilmiş bulunan çekin 28.02.2002 tarihinde keşide edilmiş sayılması gerekmektedir. Buna göre, suça konu belgenin aranan öğelerin tümünü içermesi nedeniyle çek niteliğinde olduğu belirlenmiştir. 

…” 

Yargıtay bu ve benzeri kararlarıyla şekle sıkı sıkıya bağlılık kuralını yumuşatarak kambiyo senedini ayakta tutmaya çalışmaktadır. Özellikle şubat ayı bakımından 31 çekmesi mümkün olmadığı herkesçe bilinmesine karşın maddi yanılgıdan yahut aşırı şekilci olacağını beyan ederek söz konusu çekin geçerli olduğu tespiti yerinde bir tespit değildir. Bu durum diğer aylar için de geçerlidir. Hiçbir zaman 31 çekmeyen aylar için de düzenlenme tarihinde ayın 31 olarak gösterilmesi çekin geçersizliğine sebebiyet vermemelidir. Zira kambiyo senetlerinde şekle sıkı sıkıya bağlılık esastır. 

Çekte ibraz süreleri, düzenlenme tarihinin ertesi günü başlar (TTK m. 796). Düzenlenme tarihinin mümkün bir tarih olmaması çekin ibraz edilememesi, dolayısıyla ödenememesi anlamına gelir. Düzenlenme tarihinin senede yazılması yeterlidir; yoksa mutlaka gerçeğe uygun yazılması şart değildir. Vadeli çekin anlamı da düzenlenme tarihinin ileri bir tarih olarak yazılmasıdır yoksa zaten çekte vade olmaz.

Düzenlenme tarihi ibraz sürelerinin başlaması düzenleyenin ehliyetini saptama ve zamanaşımı yönlerinden büyük önem taşır.  

  1. Düzenlenme Yeri

Çekin unsurlarını hükme bağlayan TTK m. 780’de düzenlenme yeri de ayrıca sayılmıştır. Bu bakımdan düzenlenme yeri çekte açıkça gösterilebilir. Ancak kanun koyucu düzenlenme yerinin açıkça gösterilmemiş olması hâlinde çeki hemen geçersiz saymamış, aksine düzenleyenin adı (ya da imzası) yanında yazılı bulunan yeri düzenlenme yeri olarak kabul etmiştir (TTK m. 781/3). Ne var ki bu iki alternatiften herhangi birisinin bulunmaması senedin çek vasfını kazanmasına engel oluşturacağı gibi, senet üzerinde birden fazla düzenlenme yeri gösterilmesi de çekin geçersizliği sonucunu doğuracaktır. Düzenlenme yeri içermeyen senet adi havale sayılır.

Yargıtay Kararı – 15. HD., E. 2015/3705 K. 2015/4747 T. 2.10.2015 

“…6102 sayılı TTK’nın 781. maddeye göre çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödenir. Düzenlenme yeri gösterilmemiş olan çek, düzenleyenin adı yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. 

…”  

Yargıtay kararlarında düzenlenme yeri belirli bir mülki idare birimi (il, ilçe gibi) olması aranır. Belirli bir mülki idare birimi belirtilmediği takdirde düzenlenme yeri unsuru açısından yeterli olmaz ve böyle yer isimlerini içeren çekler kambiyo senedi olma vasfını yitirir.  

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2016/16912 K. 2017/9208 T. 13.6.2017 

“…Somut olayda, takibe dayanak çekte düzenleme yerinin “…” olarak belirlendiği, belirlenen keşide yerinin “… ilinde bir cadde” ismi olduğu, buna göre düzenleme yerinin idari birim olarak gösterilmediği, ayrıca çeki düzenleyenin adının yanında da herhangi bir idari birimin yer almadığı dolayısıyla, çekin, kambiyo senedi niteliği bulunmadığı anlaşıldığından bu belge kambiyo takibine konu edilemez. 

O halde, mahkemece, takip dayanağı çekin, düzenleme yerinin idari birim olarak belirlenmemesi nedeniyle borçlu hakkında başlatılan takibin bu gerekçe ile İİK’nun 170/a-2. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi gerekirken, istemin yerinde olmayan yazılı gerekçe ile kabul edilmesi isabetsiz ise de sonuçta istemin kabulü ile takibin iptaline karar verildiğinden sonucu itibari ile doğru olan mahkeme kararının onanması gerekmiştir.

…” 

Düzenlenme yerinde belirtilen yerin mevcut bir yer olması şarttır. Bununla birlikte düzenlenme yerinin kural olarak fiilen çekin düzenlendiği yer olması gerekse de düzenlenme yerinin gerçeğe aykırı bir şekilde gösterilmesi durumunda çekin şekli geçerliliği bakımından bir sakınca doğurmaz. 

Çekte düzenlenme yerinin kısaltılarak gösterilmesi hakkında  Yargıtay’ın 14.12.1992 tarihli ve 1992/1-1992/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı mevcuttur. Bu karar her ne kadar çek hakkında verilmiş olsa da diğer kambiyo senetleri hakkında da uygulanır. Bu karara göre düzenlenme yerinin “…hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması koşulu ile…” (örneğin İst. ve Ank. gibi) kısaltılarak yazılmasının da mümkün olduğunu kabul etmiş ve böylelikle, düzenlenme yerine yönelik olarak bir kısaltma kullanılmasının tek başına kambiyo senetlerinin geçersizliğine yol açmayacağı sonucuna varmıştır.

Yargıtay Kararı – İBBGK., E. 1992/1 K. 1992/5 T. 14.12.1992 

“…Sıkı şekilcilik kanunun aradığı zorunlu unsurları çek yaprağı üzerine yazmayı gerektirir. Zira çek keşideci ile lehtar arasında havale ilişkisi doğuran bir akittir. Keşideci çeki düzenlemekle o konudaki iradesini beyan etmiş olmaktadır. İrade beyanı olmadan çekin vücut bulması mümkün değildir. Bu irade beyanının anlaşılabilir olması en önemli özelliğidir. Kanun beyan için yazılı olması dışında başkaca bir şekil şartı koymamıştır. Çekin bu niteliği dikkate alındığında, keşidecinin çekte kısaltma kullanmasını engelleyen bir düzenleme olmadığı söylenebilir. Bunun gibi keşide yerinin yazılması da bir irade beyanı olduğundan anlaşılabilir olması koşulu ile bu irade beyanının kısaltılarak yazılması da mümkündür. Okunduğunda hiçbir duraksama söz konusu olmaksızın anlamları belirlenebilen kısaltmaların keşide yeri olarak yazılması çeki sadece bu kısaltma sebebiyle geçersiz hale getirmez. G.Antep, Ş.Urfa, K.Maraş, G.hacıköy, Ş.koçhisar ve Ş.karahisar gibi kısaltmaların neyi ifade ettikleri kolaylıkla ve hiçbir tartışmaya yol açılmaksızın belirlenebilecek niteliktedirler. O halde anlamlarında hiçbir duraksama olmayan kısaltmaların keşide yeri olarak yazılması halinde çek bu niteliğini korumalı, buna karşın ne anlama geldiği bilinmeyen kısaltmaların yazılması halinde keşide yeri gösterilmemiş sayılmalıdır. Bu konudaki ölçü keşidecinin irade beyanının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olup olmamasıdır. 

Medeni Kanunun 2. maddesindeki iyi niyet kuralı ve hukuk güvenliği de çeklerde keşide yerinin kısaltılmış olarak yazılmasına olumlu bakılmasını gerektirmektedir. Öğretide de keşide yerinin aynen yazılması konusunda katı bir görüş yoktur. 

…” 

Bununla birlikte birden fazla yeri çağrıştıran ve duraksamaya sebebiyet veren kısaltmalar (örneğin “K.Kale” S.Beyli Trb gibi) da geçersiz kabul edilmiştir. 

Yargıtay Kararı – 10. CD., E. 2008/5632 K. 2010/3172 T. 15.02.2010 

“…Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 14.12.1992 tarih ve 1992/1 esas, 1992/5 sayılı kararında belirtildiği gibi, çeklerde keşide yerinin neresi olduğunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve başka yerleşim birimlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde belirtilmesi gerektiği; suç konusu çeklerin dosyadaki fotokopilerinde yer alan “TRB” şeklindeki kısaltmanın, başka yerleşim birimlerini de çağrıştırdığı için keşide yeri olarak kabulünün mümkün olmadığı dikkate alınarak; suç konusu çeklerin asılları ile ibraz anında muhatap bankaca alınan fotokopilerinin onaylı örnekleri getirtilip, keşide yerinin tam olarak yazılı olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulması…” 

Sonuç ve özet olarak, açık bir düzenlenme yerini veya düzenleyenin imzasının yanında bir yer ismini ihtiva etmeyen çekler, hukuken geçersizdir. Bununla birlikte çekte birden fazla düzenlenme yerinin gösterilmesi, düzenlenme yeri olarak gösterilen yerin gerçekte mevcut olmaması veya idari bir birimin coğrafi adı olarak açık ve anlaşılabilir nitelikte bulunmaması da senedi geçersiz kılacaktır.

3.6 Düzenleyenin İmzası (TTK m.780/1-f) 

TTK m. 670 hükmüne göre; sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir. Bu hüküm değerlendirildiğinde Türk Medeni Kanunu’nun kişilerin hak ve fiil ehliyetini düzenleyen hükümlerine atıf yaptığı anlaşılmakta ve kanun koyucu kambiyo taahhüdünde özel bir ehliyet koşulu aramamaktadır. Dolayısıyla gerçek kişi düzenleyenler için ehliyet ile ilgili MK hükümleri uygulanır. Tüzel kişiliği olmadığı için adi ortaklık adına çek imzalanamaz. Böyle çeklerde kural olarak BK m. 637 ve BK m. 40 vd. hükümlerine göre ortaklar sorumlu olur. 

Çek olarak nitelendirilebilmesi için ön yüzünde, metnin altında ve metni tümüyle kapsayacak şekilde düzenleyen kişinin ya da yetkili temsilcisinin imzasını taşıması şarttır. Zira düzenleyenin imzası olmadığı takdirde çek hiçbir hüküm ifade etmez. Bu nedenle senedin içine veya metnin üzerine atılan imza kanunun aradığı şekil şartı bakımından geçerli olmayacaktır. 

İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. (TBK m. 15). El ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamaz (TTK m. 756/1; 818/1-r).  

Yargıtay Kararı – CGK., E. 1985/464 K. 1986/126 T. 17.03.1986

“…Uygulamaya ve doktrine göre borçlunun imzası ile sözleşmenin mevcudiyeti, açık senette asgari zarurî koşul olarak kabul edilmektedir. 

Herhangi bir senette olduğu gibi kambiyo senedinde de borçlunun ilzam edilebilmesi için imzası şarttır. Mühür veya buna benzer bir alet kullanılarak kambiyo senedi düzenlenemez. Bu itibarla yazı bilmeyenler veya şu veya bu nedenle imza atamayanlar kambiyo senedi düzenleyemezlerse de bir mümessil veya vekil vasıtası ile borçlanmaları mümkündür. Borçlanma için tek imza yeterlidir. Senette borçlunun imzası yerine parmak izi olması senedin kambiyo niteliğini almasına engel teşkil eder. 

…”

Nitekim Yargıtay vermiş olduğu bu kararında da el yazısı dışında parmak izi, mühür veya buna benzer alet kullanarak düzenleyenin imza atması durumunda senedin kambiyo vasfını yitireceğine karar vermiştir.  

Çek üzerinde düzenleyenin imzasının dışında ayrıca bir ad ve soyadının yahut unvanının bulunması şart değildir. İmzanın şekliyle ilgili Yargıtay belirli bir şekil öngörmemiştir. Sembol, ad-soyad yahut ya da belirli harfi el yazısıyla yazması şartıyla geçerli kabul etmiştir. Ancak bunu yaparken düzenleyenin imza atmayı amaç edinmesini aramıştır. 

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2005/20257 K. 2005/24123 T. 06.12.2005 

“…El yazısı ile atılacak imzanın ne şekilde olacağı konusunda ayrı bir şekil şartı yoktur. Kişi, kendisine özgü, belirli karakteri içeren sembolleri göstererek imza atabileceği gibi ad ve soyadını yazmak suretiyle de imza atabilir. Ancak kişi, bu şekilde karakterleri ve sembolleri kullanırken veya ad veya soyadını yazarken imza atmayı amaç edinmelidir. 

…”

Kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği, senet üzerindeki bazı imzaların geçersiz olması diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Ancak, düzenleyene ait imzanın hiç bulunmaması ya da sadece aval verene ait imzaların yer alması durumunda senet kambiyo vasfını yitirir. Bu gibi durumlarda, şekil eksikliği söz konusu olduğundan senet borçluları bu durumu def’i olarak ileri sürebilir.  

Birden fazla düzenleyenin olması durumunda ise imzalardan en az birinin el yazısı ile atılmış olması çekin geçerliliği için yeterlidir. Birden fazla düzenleyenin bulunması durumunda ise imzalardan en azından birinin el ile atılmış olması çekin gerliliği için yeterli olacaktır. Öte yandan senet üzerinde tek bir imza bulunduğu takdirde bunun düzenleyene ait olduğu varsayılır. Bununla birlikte birden fazla imzanın varlığı hâlinde, ayrıca imzalayanın sıfatının da belirtilmesi yararlıdır. Aksi takdirde herhangi bir sıfat belirtilmeksizin atılan tüm imzalar, aksi açıkça belli olmadığı takdirde düzenleyen imzası sayılır. Nihayet düzenleyenin imzası açıkça belli olmak kaydıyla, onun dışında senedin ön yüzündeki diğer imzaların aval hükmünde olduğu (TK 701/3, 778/3) ve avalin kimin lehine verildiği belirtilmediği takdirde düzenleyen lehine verildiğinin varsayılacağı unutulmamalıdır.(TK 778/4) 

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2013/20150 K. 2013/28665 T. 17.9.2013

“…6102 Sayılı TTK.nun 776/g maddesinde (eski TTK’nun 688/7. maddesi) takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için “düzenleyenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak kabul edilmemiştir. TTK.nun 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı yasanın 677.maddesi (eski TTK’nun 589.maddesi) gereğince şirketin münferiden temsile yetkili temsilcinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizatihi kendisini sorumlu kılar. Yine aynı yasanın 778.maddesi yollamasıyla bonolar hakkında da uygulanması gereken 700-702.maddeleri gereğince düzenleyenin imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadının yazılması gerekli değildir. 

…”

3.7 Banka Tarafından Verilen Seri Numarası (TTK m.780/1-g) ve Karekodu (TTK m.780/1-h)

 “(1) 780 inci maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen senet, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı haller dışında çek sayılmaz. Böylece “banka tarafından verilen seri numarası” (TK. m. 780 f.l/g) ve “karekod” (TK. m. 780 f.l/h) unsurlarından birinin veya ikisinin de eksikliği çekin geçerliliğini etkilemez. 442c. TK. m. 78l’e eklenen 4. fıkra ile yabancı banka tarafından bastırılan çeklerde TK. m. 7 780 f.l/(g) ile (h)’nm bulunmaması çekin geçerliliğinin etki lenmeyeceği hüküm altına alınmıştır

hanife aydın, ÇEKTE MUHATAP BANKANIN HUKUKİ SORUMLULUĞU, 2021, s.27 15.07.2016 tarihinde kabul edilen 6728 sayılı Kanun ile TTK 780. maddesinde sayılan unsurlara iki yeni unsur daha eklenmiştir. 6728 sayılı Kanun ile TTK m. 780/1’e eklenen “g” bendi ile banka tarafından verilen seri numarasının ve “h” bendi ile de karekodun çek üzerinde bulunması gerekir. Böylece, çekin geçerliliği için çekin seri numarası ve karekodu olmak üzere iki yeni zorunlu unsur daha eklenmiş bulunmaktadır. 

Seri numarasının mevcut olması, çek yaprağının üzerinde; çekle işleyen hesabın bulunduğu banka şubesinin adı ve/veya çek hesabı numarasının yer almadığı bir çekin, muhatap bankanın çekle işleyen hesabının bulunduğu şubesinin dışında başka bir şubesine ödeme için ibraz edilmesi gibi bir durumda; ilgili çekin, muhatap bankanın hangi şubesine ait olduğunun tespit edilmesine olanak sağlamaktadır. Böylece, ilgili çekin seri numarasının bankanın genel müdürlüğüne bildirilmesi ile banka genel müdürlüğü, çekle işleyen hesabın numarasını öğrenerek; çekle işleyen hesabın hangi şubede olduğunu, hesap sahibinin kim olduğunu, o çekin karşılığının olup olmadığını ve ödenip ödenmeyeceği konularında bilgi edinilmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla muhatap bankaların, çekle yapacağı ödemeleri kolaylaştırmakta ve çek yapraklarına yönelik muhtemel sahteciliklerin önüne geçilmektedir.

Karekodlu çek, düzenleyicinin geçmiş ödeme performansını, çek yaprağının doğruluğunu veya çekin halen dolaşımda olup olmadığına ilişkin bilgilerin ortaya konulması amacıyla bankalar tarafından bir karekod basılmış olan çeklerdir. Karekod uygulaması ile şahıslar çeki düzenleyen hakkında, son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören ve ödenmemiş çeklerin adedi, tutarı, çek hesabı sahibi hakkında çek hesabı açma yasağı olup olmadığı gibi bilgilere ulaşabilecek ve karşılıksız, sahte veya tedavülde olmayan çeklere karşı da tedbirli davranabileceklerdir.

Banka tarafından verilen seri numarasının (TTK m.780/1-g) ve karekodun (TTK m.780/1-h)  çekte yer almıyor olması çeki geçersiz kılacaktır (TTK m.781/1). Fakat yabancı bankalar tarafından bastırılan çek yapraklarında seri numarasının ve/veya karekodun bulunmaması çekin geçerliliğini etkilemeyecektir. (TTK m.781/4) 

Burada belirtilmesi gereken bir diğer husus, 03.02.2012 tarihinde 6273 Sayılı Kanun’un33, Çek Kanunu m.2/7 hükmüne d bendini eklemesiyle yaptığı değişiklik ile çekin basıldığı tarihin de bankalar tarafından bastırılan çek yapraklarında bulunması zorunluluğudur. Zira seri numarasının bulunması; 6728 Sayılı Kanun tarafından 31.12.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere zorunlu hale getirilmiştir. (TTK gm.11) Dolayısıyla bu zorunlu unsurun çekte yer alıp almamasının çekin geçerliliğine etki etmesi ancak çekin basıldığı tarihin dikkate alınması suretiyle belirlenebilmektedir. 

Karekoddaki verilere ulaşılmasını sağlayacak “karekod okutma ve bilgi paylaşım sistemi” ni kurma görevi Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezine verilmiştir.

Yeni düzenleme kapsamında, seri numarası ile karekodu taşımayan senet artık hukuken çek olarak nitelendirilemeyecektir. Çek vasfına haiz olmayan bu senet BK vd. uyarınca sadece bir adi yazılı havale olarak kabul edilebilecektir.

4. SONUÇ

Hukuki yapısı ile çek;  sıkı şekil şartlarına bağlı, emre yazılı ve soyut bir havale niteliğinde olup geçerliliği, kanunda sayılan zorunlu unsurların eksiksiz şekilde senette yer almasına bağlıdır. Yargıtay kararları da bu unsurların yokluğu halinde çeke kambiyo senedi vasfı atfedilmeyeceğini istikrarlı biçimde ortaya koymuştur. Dolayısıyla zorunlu unsurları içermeyen çek, adi yazılı havale niteliğinde olup delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Ekonomik bakımından ise çek, nakit para taşıma ve saklama rizikolarından kişiyi kurtardığı için ticari hayatta ödeme aracı olarak yaygın kullanıma sahiptir. Bununla birlikte banka muhataplı oluşu, kabul yasağı, sadece ödeme amacıyla kullanılması ve doğrudan muhatap bankadan tahsil kabiliyeti ile çek, gerçekten de ekonomik hayatta ödeme kolaylığı ve güven sağlamaktadır. Ancak uygulamada özellikle düzenlenme yeri, imza, bedel gibi zorunlu unsurların eksikliği, yanlış yahut anlamsız yazımı  sebebiyle taraflar arasında uyuşmazlıklar ortaya çıkmakta, bu da senedin geçerliliğini ve icra kabiliyetini doğrudan etkilemektedir.

Bu yazımızda da çekin zorunlu unsurlarına değinilmekle birlikte zorunlu unsurların eksikliği yahut yanlış ya da anlamsız yazılması durumunda uygulamada nasıl sonuçlar doğurduğu, Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınmıştır.  Bu bağlamda, çalışmanın amacı yalnızca teorik bilgi sunmakla sınırlı olmayıp uygulamada sıklıkla karşılaşılan ihtilaflara çözüm getirme ve uygulayıcılara yol gösterme noktasında katkı sağlamaktır.

Stj. Av. Songül DENKTAŞ
Av. Emrehan PARLAK
Av. Muhammed Talha ARSLAN

EKLER:

  1. Poroy- Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 22.b, İstanbul:Vedat Kitapçılık, 2018,  s.309
  2. Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.274
  3. Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.311
  4. Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.311
  5. Mehmet Köle- Fatma Görgülü, “Son Düzenlemeler Işığında Çekin Şekil Şartları ve Çeke Dayalı Kambiyo Senetlerine Dayalı Takip Yolları”Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 35, 2016, s.87.
  6. Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.285.
  7. Rahime Rana Saygın, “Çekin Unsurları”, (Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal  Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı), Isparta, 2024, s.34.
  8.  Rahime Rana Saygın, “Çekin Unsurları”, (Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal  Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı), Isparta, 2024, s.34.
  9.  Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, Kıymetli Evrak Hukuku,17.b, İstanbul:Beta Yayınları,2019, s.207.
  10.  Poroy- Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 22.b, İstanbul:Vedat Kitapçılık, 2018,  s.152.
  11.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.165.
  12.  Hanife Aydın, “Çekte Muhatap Bankanın Hukuki Sorumluluğu”, (İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilimdalı Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı”, İstanbul,2021, s.21.
  13.  Poroy- Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 22.b, İstanbul:Vedat Kitapçılık, 2018,  s.152.
  14.  Poroy- Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 22.b, İstanbul:Vedat Kitapçılık, 2018,  s.153.
  15.  Rahime Rana Saygın, “Çekin Unsurları”, (Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal  Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı), Isparta, 2024, s.45.
  16.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.168.
  17.   Mehmet Köle- Fatma Görgülü, “Son Düzenlemeler Işığında Çekin Şekil Şartları ve Çeke Dayalı Kambiyo Senetlerine Dayalı Takip Yolları”Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 35, 2016, s.92.
  18.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.280.
  19.  Poroy- Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 22.b, İstanbul:Vedat Kitapçılık, 2018,  s.339.
  20.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.281.
  21.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.281.
  22.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.281.
  23.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.174.
  24.  Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, Kıymetli Evrak Hukuku,17.b, İstanbul:Beta Yayınları,2019, s.137.
  25.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.176.
  26.  Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, Kıymetli Evrak Hukuku,17.b, İstanbul:Beta Yayınları,2019, s.138.
  27.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.177.
  28.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.177
  29.  Tunca Hukuk. (3 Temmuz 2021), Aval Kavramı ve Hukuki Niteliği. Tunca. Aval Kavramı Ve Hukuki Niteliği | Tunca Avukatlık Ortaklığı.
  30.  Poroy- Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 22.b, İstanbul:Vedat Kitapçılık, 2018,  s.317
  31.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.178.
  32.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.180.
  33.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.179.
  34.  Beyzanur Çelik, “Karekodlu Çek”, (İstanbul Bilgi Üniversitesi Lisansüstü Programlar Enstitüsü Hukuk Yüksek Lisans Programı), İstanbul, 2020, s.14.
  35.  Mehmet Köle- Fatma Görgülü, “Son Düzenlemeler Işığında Çekin Şekil Şartları ve Çeke Dayalı Kambiyo Senetlerine Dayalı Takip Yolları”Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 35, 2016, s.97.
  36.  Hanife Aydın, “Çekte Muhatap Bankanın Hukuki Sorumluluğu”, (İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilimdalı Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı”, İstanbul,2021, s.29
  37.  Beyzanur Çelik, “Karekodlu Çek”, (İstanbul Bilgi Üniversitesi Lisansüstü Programlar Enstitüsü Hukuk Yüksek Lisans Programı), İstanbul, 2020, s.15.
  38.  Hanife Aydın, “Çekte Muhatap Bankanın Hukuki Sorumluluğu”, (İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilimdalı Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı”, İstanbul,2021, s.19.
  39.  Kendigelen- Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, 1.b, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2019,s.284.