İtirazın İptali Davası Islah ile Alacak Davasına Nasıl Dönüştürülür, Usulü ve Sonuçları (HMK 180)

Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine imkân tanıyan bir usul hukuku müessesesidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah, taraflara dava veya cevap dilekçesinde ileri sürdükleri talep ve savunmaları belirli sınırlar içerisinde değiştirme ve düzeltme olanağı sağlamaktadır. Islah sayesinde taraflar, usule ilişkin hatalarını giderebilmekte ve uyuşmazlığın gerçek mahiyetine uygun şekilde çözümlenmesine katkıda bulunmaktadır. Ancak ıslah, yeni bir dava açılması sonucunu doğurmaz; mevcut dava içerisinde yapılan bir usul işleminin düzeltilmesi niteliğindedir.Islah davanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağının istisnasıdır.

Islah, tam veya kısmi olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilir. Tam ıslah ile taraf önceki usul işlemlerini bütünüyle değiştirirken, kısmi ıslah ile yalnızca belirli usul işlemlerinin düzeltilmesi söz konusu olmaktadır. Bu ayrım, itirazın iptali davasının ıslah yoluyla alacak davasına dönüştürülmesinin hukuki niteliğinin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Daha detaylı bilgi almak için Lütfen İletişime geçin!

Hızlı ve Güvenilir Hizmet!

Sizde Google, Apple ya da diğer Storelarden geliştiric hizmeti veriyorsanız lütfen bizimle iletişime geçin!

Bilişim/Yazılım Hukuku

Bilişim Hukuku alanında detaylı bilgi için lütfen bizimle iletişime geçin!

Daha Falası

1. İtirazın İptali Davasının Alacak Davasına Çevrilmesinde Neden Tam Islah Gereklidir?

İtirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürülmesi, davanın yalnızca belirli bir unsurunun düzeltilmesi veya talep miktarının değiştirilmesi anlamına gelmemektedir. Aksine, davanın konusu, amacı, hukuki niteliği ve dayandığı usulî temel bakımından esaslı bir değişiklik söz konusu olmaktadır. Bu nedenle söz konusu dönüşümün kısmi ıslah yoluyla değil, ancak tam ıslah yoluyla gerçekleştirilmesi mümkündür.

İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenmiş olup, ilamsız icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunun tespit edilerek takibin devamının sağlanmasını amaçlayan, icra takibine bağlı özel nitelikli bir dava türüdür. Bu davada davacının temel amacı yalnızca alacağın varlığının tespit edilmesi değil, aynı zamanda durmuş bulunan icra takibinin devamını sağlamaktır. Dolayısıyla dava, mevcut bir icra takibi ile doğrudan bağlantılıdır ve varlığını bu takibe borçludur.

Buna karşılık alacak davası, davacının alacağının varlığının tespit edilerek davalının belirli bir edimi yerine getirmeye mahkûm edilmesini amaçlayan genel nitelikte bir eda davasıdır. Alacak davasında herhangi bir icra takibinin bulunması zorunlu değildir. Mahkeme tarafından verilecek hüküm, ilam niteliğinde olup sonrasında ilamlı icra yoluyla takip edilebilir. Bu yönüyle alacak davası ile itirazın iptali davası arasında gerek amaç gerekse hukuki sonuçlar bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.

İtirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürülmesi hâlinde, öncelikle davanın hukuki niteliği değişmektedir. Davacı artık icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını değil, doğrudan alacağın tahsilini talep etmektedir. Bunun sonucu olarak davanın konusu ve talep sonucu da değişmekte, icra takibine bağlı özel bir dava türünden genel hükümler çerçevesinde görülen bir eda davasına geçilmektedir. Ayrıca dava ile icra takibi arasındaki zorunlu bağlantı ortadan kalkmakta ve uyuşmazlık bağımsız bir alacak talebi çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Bu derece kapsamlı bir değişikliğin, yalnızca talep miktarının artırılması veya belirli bir usul işleminin düzeltilmesi niteliğinde olan kısmi ıslah kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Çünkü burada değişen husus, davanın belirli bir bölümü değil; dava türünün kendisi, talep sonucu ve hukuki dayanağıdır. Bu nedenle itirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürülmesi, HMK’nın 180. maddesi anlamında davanın tamamen ıslah edilmesini gerektirir.

Tam ıslah hâlinde taraf, daha önceki dava dilekçesinin yerine geçmek üzere yeni bir dava dilekçesi sunar ve dava artık bu yeni dilekçede açıklanan hukuki çerçeve içerisinde görülmeye devam eder. HMK m. 180 uyarınca da davasını tamamen ıslah eden tarafın, ıslah bildiriminin karşı tarafa tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde yeni dava dilekçesini mahkemeye vermesi zorunludur. Bu süre içinde yeni dava dilekçesinin sunulmaması hâlinde ıslah yapılmamış sayılmaz ancak ıslah hakkı kullanılmış kabul edilir ve taraf aynı davada yeniden ıslah yoluna başvuramaz.

Nitekim öğretide ve Yargıtay uygulamasında da, itirazın iptali davasından vazgeçilerek davanın alacak davası olarak sürdürülmesinin basit bir talep değişikliği olarak değil, dava türünün değiştirilmesi sonucunu doğuran bir tam ıslah işlemi olduğu kabul edilmektedir. Zira bu durumda davanın yalnızca kapsamı değil, hukuki karakteri de değişmekte; icra hukukuna özgü bir dava, genel hükümlere tabi bir eda davasına dönüşmektedir. Bu nedenle söz konusu dönüşümün hukuken geçerli olabilmesi için tam ıslaha ilişkin usul kurallarına uyulması ve HMK m. 180’de öngörülen yeni dava dilekçesi verme yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekmektedir.

(Yargıtay 19. HD, E. 1996/6045, K. 1997/2742):                                                       “Davacı, itirazın iptali davasını ıslah yolu ile tamamen ıslah ederek alacak davasına dönüştürebilir. Bu durumda dava, artık bir itirazın iptali davası olmayıp, genel hükümlere tabi bir alacak davası olarak görülür.”

Kısaca ; İtirazın iptali davası,icra takibine sıkı sıkıya bağlı, özel bir dava türüdür. Bu davanın alacak davasına çevrilmesi durumunda;

  1. Davanın hukuki sebebi değişir.
  2. Davanın “itirazın iptali” olan türü, “tahsil (eda)” davasına dönüşür.
  3. İcra takibi ile olan bağ kopar.

Bu köklü değişiklik, ancak HMK m. 180 kapsamında davanın tamamen ıslah edilmesi ve bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi sunulması ile mümkündür.

2. İtirazın İptali Davasını Alacak Davasına Dönüştürme Usulü ve Şartları

1-Süre:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesi uyarınca ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Tahkikatın sona ermesinden sonra tarafların ıslah yoluna başvurması mümkün değildir. Bu nedenle itirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürülmesi de ancak tahkikat aşaması devam ettiği sürece gerçekleştirilebilir. Süresinde yapılmayan ıslah talepleri mahkemece dikkate alınmaz.

2-Yeni Dilekçe Zorunluluğu :Islahın şekli bakımından, tam ıslah ile kısmi ıslah arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Davasını tamamen ıslah eden taraf, HMK’nın 180. maddesi gereğince, ıslah beyanının karşı tarafa tebliğinden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Bu süre içerisinde yeni dava dilekçesinin sunulmaması hâlinde ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve yapılan ıslah hukuki sonuç doğurmaz. Bu düzenleme, tamamen değiştirilen dava ve taleplerin açık ve sistematik biçimde ortaya konulmasını amaçlamaktadır.

3- Harç Durumu :İtirazın iptali davasının ıslah yoluyla alacak davasına dönüştürülmesi hâlinde harç yönünden de gerekli işlemlerin yerine getirilmesi gerekir. Davanın açılması sırasında yatırılmış bulunan peşin harç, açılan davanın niteliği ve talep edilen miktar esas alınarak hesaplanmıştır. Islah sonucunda talep miktarında artış meydana gelmesi veya harca esas değer değişikliği söz konusu olması durumunda eksik kalan harcın tamamlanması gerekir. Mahkeme tarafından eksik harcın yatırılması için davacıya süre verilir. Verilen süre içerisinde harcın tamamlanmaması hâlinde, eksik harca ilişkin usul hükümleri uygulanır ve talep edilen artış yönünden davanın incelenmesi mümkün olmayabilir. Bu nedenle, itirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürülmesi sırasında harç yükümlülüklerinin de dikkatle yerine getirilmesi gerekmektedir.

4-Teminat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 178. maddesi uyarınca, ıslah eden taraf, ıslah nedeniyle geçersiz hâle gelen işlemler sebebiyle ortaya çıkan giderleri ve karşı tarafın uğrayabileceği muhtemel zararları karşılamak amacıyla hâkim tarafından takdir edilecek teminatı yatırmakla yükümlüdür. Bu düzenleme ile ıslah hakkının dürüstlük kuralına uygun şekilde kullanılması ve karşı tarafın usulî konumunun korunması amaçlanmıştır.

Bununla birlikte uygulamada, özellikle karşı taraf bakımından herhangi bir zarar ihtimalinin bulunmadığı veya teminat alınmasını gerektirecek bir durumun ortaya çıkmadığı hâllerde mahkemeler tarafından teminata hükmedilmediği de görülmektedir. Teminatın miktarı ve gerekliliği, somut olayın özellikleri dikkate alınarak hâkim tarafından takdir edilmektedir.

3. İtirazın İptali Davasının Alacak Davasına Dönüşmesinin Hukuki Sonuçları

İtirazın iptali davasının ıslah yoluyla alacak davasına dönüştürülmesi, yalnızca dava türünde değil, yargılamanın hukuki çerçevesinde ve sonuçlarında da önemli değişiklikler meydana getirmektedir. Bu değişiklikler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
Kriter İtirazın İptali Davası Islah Sonrası Alacak Davası
İcra takibi ile ilişki: Dava, mevcut ilamsız icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. Verilecek karar takibin devamını sağlar. Dava bağımsız bir eda davası niteliği kazanır. İcra takibi ile olan zorunlu bağ ortadan kalkar.
İcra inkâr tazminatı: İİK m. 67’de öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. Dava artık itirazın iptali davası niteliğinde olmadığından icra inkâr tazminatına hükmedilemez.
Faizin başlangıç tarihi: Kural olarak takip talebinde istenen faiz bakımından takip tarihi esas alınır. Faiz, somut olayın özelliklerine göre temerrüt tarihinden veya dava tarihinden itibaren işletilir.
Süre rejimi: İİK m. 67 gereğince itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılması gerekir. Dava genel hükümlere tabi olduğundan hak düşürücü süre uygulanmaz; alacağın niteliğine göre genel zamanaşımı süreleri uygulanır.
Davanın amacı: İtirazın kaldırılması ve durmuş olan icra takibinin devamının sağlanmasıdır. Alacağın hüküm altına alınması ve davalının edaya mahkûm edilmesidir.
Verilecek hükmün niteliği: Hüküm, takibin devamına ve varsa icra inkâr tazminatına ilişkindir. Hüküm, davalının alacağı ödemeye mahkûm edilmesini sağlayan klasik bir eda hükmüdür.

Görüldüğü üzere, itirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürülmesiyle birlikte dava, icra hukukuna özgü özelliklerini büyük ölçüde kaybetmekte ve genel hükümlere tabi bağımsız bir alacak (eda) davası niteliği kazanmaktadır.

4. Islah ile Dava Türünün Değiştirilmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Riskler ve Hususlar

İtirazın iptali davasının ıslah yoluyla alacak davasına dönüştürülmesi mümkün olmakla birlikte, bu süreçte ıslah kurumuna ilişkin bazı sınırlamalar ve dava şartları dikkate alınmalıdır.

  1. Islah Hakkının Bir Kez Kullanılabilmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. maddesi uyarınca taraflar, aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilirler. Kanun koyucu, yargılamanın gereksiz yere uzamasını önlemek ve usul ekonomisini sağlamak amacıyla ıslah hakkını tek seferlik bir hak olarak düzenlemiştir. Bu nedenle itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürmek amacıyla tam ıslah yoluna başvuran taraf, daha sonra aynı dava içerisinde yeniden ıslah talebinde bulunamaz. Bu durum, özellikle dava stratejisinin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
  2. Arabuluculuk Dava Şartının Yeniden Değerlendirilmesi Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulamasının yaygınlaşmasıyla birlikte, ıslah sonucunda dava türünün değişmesinin arabuluculuk bakımından doğuracağı sonuçlar da önem kazanmıştır. Özellikle ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda açılan itirazın iptali davasının ıslah yoluyla alacak davasına dönüştürülmesi hâlinde, dava şartı arabuluculuğun yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.

İtirazın iptali davası açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması her somut olay bakımından yeterli görülmeyebilir. Özellikle ıslah sonrasında talep konusu, talep miktarı veya hukuki sebep önemli ölçüde değişiyorsa, mahkeme tarafından yeni talebin arabuluculuk sürecinden geçirilip geçirilmediği ayrıca değerlendirilebilir. Bu nedenle davanın alacak davasına dönüştürülmesi planlanırken dava şartı arabuluculuk bakımından ortaya çıkabilecek usulî risklerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

  1. Kötüniyetli Islah Yasağı Islah hakkı taraflara tanınmış önemli bir usulî imkân olmakla birlikte, bu hakkın dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması zorunludur. HMK’nın 182. maddesi uyarınca, ıslahın davayı uzatmak, yargılamayı gereksiz şekilde sürüncemede bırakmak veya karşı tarafı rahatsız etmek amacıyla yapıldığının anlaşılması hâlinde mahkeme tarafından gerekli yaptırımlar uygulanabilir.

Bu kapsamda mahkeme, kötüniyetli olarak gerçekleştirilen ıslah işlemlerini dikkate almamakla birlikte, şartları oluştuğu takdirde ilgili taraf hakkında disiplin para cezasına da hükmedebilir. Özellikle davanın ilerleyen aşamalarında, uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayan ve yalnızca usulî avantaj elde etmeye yönelik ıslah talepleri mahkeme tarafından dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu nedenle itirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürülmesi amacıyla yapılacak ıslahın gerçek bir hukuki ihtiyaçtan kaynaklanması ve usul ekonomisi ilkesine uygun olması gerekir.

Yargıtay İçtihatları : 

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2019/1608 KARAR NO : 2019/1644 Karar Tarihi: 16.10.2019:

“Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 355, 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının ıslah dilekçesi (tam ıslah) ile davasını alacak davasına çevirmesine rağmen, bu konuda olumlu olumsuz karar verilmemesi hukuka ve yasaya aykırı olduğu gibi bunun, kararda hiç tartışılıp değerlendirilmemesi eksiklik olmakla, dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine…”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/1732, K. 2023/1356, T. 14/09/2023: “…17/03/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile davayı tamamen ıslah ederek, itirazın iptali davasını alacak davasına çevirdiği…İtirazın iptali davası bir yıl içinde açılmakla, takip durmaya devam eder… İtirazın iptali davası açılması halinde dahi ıslah yoluyla davasını alacak davasına dönüştürebilir.”

Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi, E. 2008/3346, K. 2008/11414, T. 23/11/2008: “Davacı vekili, yargılama sırasında davasını alacak davasına dönüştürerek ıslah talebinde bulunmuştur. Somut olayda davanın ıslah yolu ile alacak davasına dönüştürülmesini engelleyen bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.”

Av. Nisa YAZICI

Av. Muhammed Talha ARSLAN